Ava Addams’ın kocaman göğüsleri ve sıkı, yuvarlak bunda bütün o öğretmen havasıyla karışık baştan çıkarıcı bir enerji vardı. Üzerindeki dar kıyafet her hareketinde teninin dokusunu ortaya çıkarıyor, büyük göğüsleri yerçekimine meydan okuyarak öne doğru taşarken, kalçasının kusursuz kıvrımları çılgın bir istek uyandırıyordu. Ayaklarını masaj yapar gibi yavaşça yere vurması tam bir davet gibiydi; her ritminde bedeninden yayılan seksapel, adamın içini harlı bir ateşe çevirmişti. Ava’nın bakışları keskin, emretmiş gibiydi: “Gelin dayayın şunu içine…”
Adam hemen karşılık verdi. Önce parmaklarıyla o sımsıkı amcığını keşfe çıktı, içerideki ıslaklığı hissederken yüzünde hırçın bir gülümseme belirdi. Sonra, elle destek olup kalçasını kaldırdı. Ava’nın amcığı adeta onlara açılırken hissettirdiği yanma ve genişleme arası o sertlik ve acı karışımı duyguya çarpıyordu. Yarağı biraz jöleyle kayganlaştırıp yavaş yavaş soktuğunda Ava’nın çıtırtıları ve boğuk inlemeleri ortamı iyice gaza getirdi. Adam sapını derinleştirip sertçe çekiştirmeye başlayınca Ava’nın bodrum katından gelen sesler yükseldi; amcığı sert köklemenin altında eziliyor, çıkarmak istemediği o zevk girdabında kayboluyordu.
Göğüslerine yapışıp oralarını da unutmadılar; adamın elleri devasa meyve gibi sallanan memelerini sıkarak titremesine sebep oldu. Bunda oynadığı yetmezmiş gibi gözü kararıp titti sikmeye başladı; Ava neredeyse bağıracak kadar yoğun zevkin pençesindeydi. Arkasından daha da sert dayadı, ayaklarının arasındaki dansa benzer hareketleriyle kalçasını alt üst etti. Anal köklemenin ritmi giderek hızlandı; her girişte iç çeperlerinde yanan o dolgunluk hissi daha da bükülüp şekillenirken Ava tamamen teslim olmuştu.
Son hamlede adam tüm gücüyle çekip dışarı boşaldığında ava kendinden geçercesine inledi; analdan yayılan sıcak sıvının yarattığı o taze dolgunluk hissiyle bedenini sanki yeniden doğuruyordu. Yaşamındaki tüm sınırları aşmıştı bu anlarda, büyük memeleri ve sıkı bacağı arasına yayılan o delen hazla çılgınca titriyordu. Adam onun içinde bitmiş ama ruhu yanmaya devam ediyordu; avasını kirlice doldurmuştu…








